LINE ve Pepsi sevdiklerinle yaya yaya konuş diye var!

Posted on: Salı, Mart 24, 2015

Telefon, sevdiklerimizle konuşmak için mükemmel bir araç. Artık hayatımızın çok büyük bir kısmını akıllı telefonlar kaplıyor ve herkesle görüntülü, görüntüsüz konuşabiliyoruz.

Sevdiklerimizle konuşurken kullandığımız bir çok akıllı telefon uygulaması var ve hepimiz bunları kullanıyoruz. Sadece mesajlaşmıyoruz, aynı zamanda konuşabiliyor, hatta birbirimizi anında görebiliyoruz. Bu uygulamaları kullanabilmek için iki tarafın da bu uygulamaya sahip olması gerekiyor. Ama bu kadar çok uygulama varken herkesin aynı uygulamayı kullanmasını beklemek biraz hayal oluyor.

Bu sorunları çözmek için LINE, bir uygulama geliştirdi. Artık LINE’da Premium Call özelliğiyle, LINE’a sahip olmayan insanları arayabiliyoruz. Sadece yurt içini değil, yurt dışını da çok uygun fiyatlara arayabiliyoruz.

LINE uygulamasına sahipsen, ekstradan bir şey yapmana gerek yok.

LINE indirmek için: http://me2.do/F1mG6dym

LINE ve Pepsi Kampanyası

Siz sevdiklerinizle yaya yaya konuşun diye LINE ve Pepsi birlikte bir kampanya başlattı. Hali hazırda LINE’dan LINE’a ücretsiz konuşabiliyorken, Pepsi kapaklarından çıkan şifreyle LINE’dan yurt ici, yurt disi, sabit veya cep telefonu istedigin numarayi ucretsiz arayabilmeni saglayacak 100 Premium Call kredisi kazaniyorsun.

Şifre Nerede?

Kutu Pepsi’lerin açma halkalarının arkasında veya Pepsi pet şişe altın ve gümüş renk kapaklarının altında şifreye ulaşman mümkün.

Şifre nereden aktif ediliyor?

Peki bu Pepsi şifresini LINE’da nasıl kullanırım diye mi düşünüyorsun? Hemen açıklayalım. İlk önce “diğer” kısmında Pepsi için özel yapılmış kısma giriyorsun. Read More >

Geri Dön Hayat

Posted on: Pazartesi, Mart 16, 2015

“Geri Dön Hayat” İntiharın Son Yirmi Dört Saati

Notos Kitap için Neslihan Önderoğlu’nun hazırladığı, birbirinden iyi kalemlerin yazdığı öykülerden oluşan Geri Dön Hayat’ı elime alınca heyecanladım. İlk sayfaları çevirip hangi yazar hangi intihar eden yazarın son yirmi dört saatini yazmış merakla inceledim. Bir yandan öykü bulmanın sevinci bir yandan intihar eden yazarları yeniden anmanın üzüntüsü arasında gidip geldim. Gözüm John Kennedy Toole’a takılınca(Kerem Işık’ın yazdığı) hemen Kayıp Bir Ada adlı güzel öyküden başladım. J.K.T. Alıklar Birliği’ni yazıp, bastıramadan intihar ettikten sonra annesi kitabı bulup yayınevine götürüyor ve kitap basılmakla kalmıyor bir de üstüne Pulitzer ödülünü alıyor. Ne güzel kitaptır Alıklar Birliği. Ne iyi yazardır J.K.T…

Ne olmuş, nasıl olmuş da herkes kendi eliyle hayatına son vermeyi seçmiş? Edebiyat ölüm duygusuyla baş etmeye yaramamış mı? Edebiyat mı sonları olmuş çoğunun? Yoksa bilmediğimiz, tanık olmadığımız olaylar, insanlar, yaşamlar mı intihara sürüklemiş bunca yazarı? Düşün dur.

Geri Dön Hayat, hayal gücümüzü çalıştıran, geniş masmavi bir deniz gibi göz alabildiğine önümüze serilen öykülerle dolu bir kitap olmuş. Mesela Melike Uzun’un yazdığı Taş, Su, Vita öyküsü Virginia Woolf’un son yirmi dört saati. Bir kahveyi bitirecek zaman bile bulamadan, bir solukta okudum. İntiharı çok konuşulan, adeta bir simge haline dönüşen Woolf’u Melike Uzun’un kaleminden okumak bir başka güzel…

Hızlı hızlı dolaştım sayfalar arasında, Hemingway’de durdum, Neslihan Önderoğlu’nun yazdığı öykü için beklesem mi, zor günler için saklasam mı, yoksa bir an önce okuyup bitirsem mi kararsız kaldım. Son yıllarda en sevdiğim yazarlardan oldu Neslihan Önderoğlu. İçeri Girmez Miydiniz ve Mevsim Normalleri’ni bir solukta okuyup, daha yok mu, ne olursun bir kitapçık daha verin bana diye şeker isteyen çocuk gibi sızlanmam aklıma geldi. Usta bir kalemin Hemingway gibi başka bir usta kalemi yazması sonucu ortaya mükemmel bir öykü çıkmış. Zor günlerde de dönüp dönüp okuyacağım bu öyküyü…

Ya diğer yazarlar, Murat Gülsoy(Gerard de Nerval), Bahri Vardarlılar (Poe), Bora Abdo( Tokadızade Şekib), Memet Fırat Pürselim (Kostas Karyotakis), Fadime Uslu (Yasunari Kavabata), Veysi Erdoğan (Sadık Hidayet), Hande Gündüz (Sadık Hidayet), Emrah Öztürk (Robert. E. Howard), Figen Alkaç (Pavese), Sibel K. Türker(Pavese), Şenay Eroğlu Aksoy (Romain Gary), Özlem Akıncı (Yukio Mişima), Nazlı Karabıyıkoğlu (Anne Sexton), Serkan Türk (Sylvia Plath), Onur Çalı (Richard Brutigan), Nalan Barbarosoğlu (Hür Yumer), Niyazi Zorlu(Hür Yumer)  hepsini tek tek tebrik ederim; isimler yan yana gelince elmas madeni gibi ışıldıyor Geri Dön Hayat.

ve son öykü benden, Nilgün Marmara’nın son yirmi dört saatini yazmayı denedim Saksonya Düşesi adlı öykümde, hatırlatmak isterim…

 

SENİN SANATIN SENİN SERGİN!

Posted on: Perşembe, Mart 5, 2015

Son senelerde sanat alanında yapılan yatırımlar ve etkinlikler gün geçtikçe artıyor ve gelişiyor. Özellikle İstanbul’da hayat bulan bu tarz etkinliklerden biri var ki, çok kısa sürede hem kendine has tarzı hem de izlediği yol ile oldukça ses getirdi. Bundan 2 sene önce, ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project’ten bahsediyoruz. Mamut Art Project bu sene Akkök Holding’le birlikte yoluna devam ediyor. Akkök Holding gibi güçlü şirketlerin genç sanatçılara destek olması, hiç şüphesiz ülkemizde kültür sanatın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. MAP’15 by Akkök hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, www.mamutartproject.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Proje, genç sanatçıları, koleksiyonerler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle galeri, müze, atölye gibi alışılagelmiş mekanların dışında, bir araya getirmeyi hedefliyor.

İsmini de insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen figürlerden biri olan “mamut”tan alıyor. Bir başka deyişle, “Mamut” bu projede sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserlerini simgeliyor.

Mamut Art Project 2015 by Akkök’ün her yıl alanında uzman farklı isimlerden oluşan jürisi bu sene, Agah Uğur, Başak Şenova, Eda Kehale Argun, İnci Eviner ile Osman Erden’den oluşuyor. Jüri bu yıl başvuruda bulunan 1000’e Read More >

Theme by Blogmilk   Coded by Brandi Bernoskie