Ece Temelkuran’ın yeni kitabı Devir

Posted on: Çarşamba, Şubat 25, 2015

 

devir

 

Geçmişten bugüne tüm hatıraların, hayatların, darbelerin ve sosyolojik yıkımların, hatırlanmayan ya da unutulmaya mahkûm kılınanların romanı, Devir…

Her kitap heyecan benim için. Ece Temelkuran’ın yeni kitabı Devir’i elime alınca da oldukça heyecanlandım. İlk sayfaları çevirmeye başlayınca 1980 Ankara baharına düşüverdim. Kitabın çocuk kahramanı Ayşe sekiz yaşında, annesi ve babası 12 Mart darbesinden sonra evlenmiş, orta sınıf bir ailenin çocuğu. İnceliklerle örülmüş bir karakter Ayşe, kitabın başlarında şöyle diyor: “Bazı şeylerin yerini sadece ben bilirim. Salonda, halının altına yapışmış tel bir toka var. Kütüphane rafının köşesinde bir topluiğne var… Pencerenin pervazının köşesinde dikine duran bir gömlek düğmesi var… Bir de portmanto çekmecesinin dibinde yassı ampul kutusu…” Ayşe’nin en yakın arkadaşı Ali bir gecekondu mahallesinde yaşıyor. Bu iki yakın dostun tanıştıkları günden itibaren tek amacı: Kuğulu Park’taki kuğuları kurtarmak. Eğer kuğuları kurtarırlarsa “devrimci abiler ve ablaların” ölmelerini engelleyecekler. Hüseyin Abi’sinin İbelo çakmağını cebinde taşıyor Ali. Öldürülen dayısı Sait’in kanlı parkasını giyip “çok önemli bir şey yapmak” var cebinde taşıdığı listede. Birgül Abla’nın koparılmış kanatlarından öpüyor kimi zaman, kimi zaman telsizli polisler tarafından ter yüz edilip tavana asılıyor. Ama o pek sevmiyor konuşmayı, şikâyet etmeyi de.

3

Roman sadece geçmişte kalmış bir dönemi anlatmakla kalmıyor, bir dönemin bugüne kadar devam ederek nasıl bir değişim geçirdiğini de gözler önüne seriyor. “Geçmişe bakmak bir kaleydeskopa bakmak gibi. Bugünden bakıyoruz ama gözümüzü kırpsak bile dünün görüntüsü sarsılıp değişiyor…” diyor, Ayşe’nin annesi Sevgi’nin arkadaşı Önder. Devrimci kimliğiyle hapishanede kalıp, çıktıktan sonra olup bitene yeni bir gözle bakan Önder oldukça da haklı bana göre. Günümüz gençliğinin isyan duygusunun geçmişteki köklerine doğru iniyoruz sayfalar ilerledikçe. Ülkedeki isyancı geleneğin temelinin ne kadar derin ve hep süregelen bir yapı içinde olduğunu görebiliyoruz. Altta bırakılıp ezilmiş olsa da güçlü bir sol gelenek hala mevcut. Roman, sadece üzerine sürekli konuşulan mevzuların değil, unutulduğunu, unuttuğumuzu sandıklarımızın da hayatı etkileyip belirleyebileceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.

35

Ayşe’nin babası Aydın ismi gibi Aydın bir karakter: “Zulüm karşısında halkımın tepkisi: Zalime direnmek değil, zulmü, kendinden de güçsüz olana yöneltmek!” diyor bir yerde. Kitapta beni kalbimden vuran cümlelerden biri bu cümle… . Romanda, sürekli İstanbul temelinden bakılan Türkiye sosyolojisine karşın, bir Cumhuriyet şehri olan Ankara, Ankara mahalleleri, meyhaneleri, sokakları, parkları var. Kuğulu Park bir kalp gibi duruyor orada. Olaylar da Kuğulu Park merkeze alınarak anlatılıyor. Dallas, Bülent Ersoy, Özal da hikayenin içinde. Türkiye’nin dönüm noktalarından biri olan 80 darbesi dönemini çok kez büyüklerin gözünden okuduk, ilk kez çocuk gözünden ve kalbinden okumak oldukça güzel. Benim en sevdiğim karakter Sevgi’nin annesi, Ayşe’nin anneannesi; kibar, güngörmüş, zarif Nejla Hanım oldu. Nejla Hanım’ın Jale’nıma ve aslında Jale Hanım’ın temsil ettiği her şeye sabrının yavaş yavaş tükenmesine, en sonunda isyan bayraklarını çekmesine, hele hele romanın finalinde yaptığı o şık harekete bayıldım…

Devir şimdi devralanların romanı, okumanızı tavsiye ediyorum.

Roman için hazırlanan teaser için bu adresi tıklayabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=LT-rCqa5J8o

Hemen okumak istiyorum diyenler de bu adrese lütfen: https://canyayinlari.com/Devir/9789750724411-1#book


 

Sevgililer Günü’nde Yalnızlığın Tadını CardFinans ile çıkarın!

Posted on: Çarşamba, Şubat 11, 2015

Sevgililik dediğin zor zanaat… Kadın-erkek ilişkilerini yürütmek başlı başına bir meziyetken, bunun üzerine bir de özel günlerde hediyesi, yaz yaklaşınca seyahati gelir. Sonra bir de bakmışsın evlilik ve çocuk derken çoğu zaman kocaman bir OFFF çektirir. Yani sevgililik dediğin, aslında hem maddi hem manevi açıdan hayatta vereceğin en büyük sınavındır. :)

Bununla da kalmaz, bu sınavda tartışmadan haklı çıkma mücadelesini vermek zorunda kalırsın. Tartışmadan haklı çıkmaksa zordur, erkekler içinse çooook daha zor. Hele bir de evliysen… Hiç evli erkek haklı çıkar mı? Read More >

Bahar okuma listesi

Posted on: Çarşamba, Şubat 4, 2015

Şubat ayına girdiğimiz bu müstesna günlerde yeni bir okuma listesi yapıp, okuma hevesiyle iştahımı kabartan kitapları alt alta dizmek istedim bu gece. Yoğun çalışarak geçirdiğim altı ayın ardından 4 gündür tatildeyim. İnsan ne yapacağını şaşırıyor bu kadar boş vakti olunca…

Mozart İn The Jungle, Revenge, Stalker, Banshee son zamanlarda sevdiğim diziler. Aslında yeni çıkan tüm dizileri şöyle bir bakıyorum. Sonra çoğunun adını unutup, izlemiyorum. Nedir bir kitabı, diziyi ya da filmi bize sevdiren? Kimyasal bir formül gibi geliyor sinema işi bana. Edebiyat biraz daha farklı, seçme ve alma zevki giriyor işin işine. Sinemada bana ait olma duygusu yokken, bir kitapla daha kolay yakınlık kurabiliyorum. Zaten başka neyle ilişki kurulabilir bilemiyorum. Okumak iyi, okumak şahane, okumak nefis.

Bahar listesinde oldukça havai, mevsime uygun uçuşkan duygular var bu kitaplarda

1- Ölümden Beter Yaşamlar- İlker Aksoy

2-Savaş Yılları Defterleri-Marguerite Duras Read More >

Theme by Blogmilk   Coded by Brandi Bernoskie