Steinbeck//Kaygılarımızın kışı

Posted on: Cumartesi, Kasım 22, 2014

johnsteinbeck

Steinbeck en sevdiğim yazarlardan biri. 10 yaşlarındayken teyzemin evinde sıkılarak geçirdiğim uzun ve sıcak bir yaz günü vitrindeki kütüphanede bulup kucakladığım Tatlı Perşembe ve Yukarı Mahalle sanıyorum çocukluğuma damgasını vuran birkaç kitap arasında.(birincisi Altın Kitaplar’dan Henri Denker-Artist, ikincisi Sergeanne Golon-Anjelik Dönüyor adlı kitaplardır ) Sardalye Sokağı da daha sonraları okuduğum ve çok sevdiğim romanlarından. Popüler kitapları arasındaki Fareler ve İnsanlar ya da Gazap Üzümleri fanı  olduğumu söyleyemeyeceğim, çok yüksek çok büyük romanlar bunlar. Kalbim sıkışıyor okurken. Kaygılarımızın Kışı ya da karavanıyla yanına köpeğini alarak Amerika’yı karış karış dolaştığı Köpeğim Charlie’yle Amerika Yollarında gibi aheste kitaplar daha bana göre… Read More >

ŞEREF MESELESİ ve GALA DETAYLARI

Posted on: Cumartesi, Kasım 22, 2014

şeref meselesi

Geçtiğimiz gün, Kanal D’nin yeni projesi ‘’Şeref Meselesi ’’nin galasına katıldım.  Diziyi herkesten önce dizi ekibi ve oyuncularıyla birlikte seyretme şansını yakaladığımız geceye dair detayları Hayat Müzik okurları ile paylaşmak istedim.

Hayata ‘’müzik’’ penceresinden bakan biri için her şeyden önce bir filmin, dizinin müziği ilgimi çeker. Müzik öyle bir tılsım yaratır ki, projenin bütün gidişatını, çoşkusunu , heyecanını belirler. Nitekim ‘’Şeref Meselesi’’nde de durum tam olarak böyle oldu. Başarılı müzik adamı Yıldıray Gürgen, Salvatore Riccardi İle birlikte  sihirli parmaklarını konuşturmuş. Herkesi etkileyen, soluksuz bırakan sahneleri harika notalarla birleştirmiş. (Kanal D’nin dizi müziklerini incelediğimiz yazıya buradan ulaşabilirsiniz.) Read More >

Çıplak Şölen//William S. Burroughs

Posted on: Perşembe, Kasım 20, 2014

çıplakşölenÇIPLAK ŞÖLEN’den bir kuple

Bir tren düdüğü öttürerek geçiyor içinden… Gemi düdükleri, sis düdükleri, petrol gölleri üzerinde patlayan havai fişekler… Limanda patlayan tören topları… Bembeyaz bir hastane koridorunda çınlayan bir haykırış… Palmiyeler arasında kalmış tozlu bir sokağı aşıp çöle uzanan bir merminin ıslığıyla(kurpkuru havada akbabaların kanat sesleri), bin oğlan aynı anda müştemilatlardan, boktan devlet okulu helalarından, tavan aralarından, bodrumlardan, ağaç evlerinden, dönme dolaplardan, ıssız evlerden, kireçtaşı mağaralardan, nehir takalarından, garajlardan, ahırlardan, çamur duvarların(kurumuş dışkı kokusu) ardındaki molozlu rüzgarlı banliyölerden sökün ediyor… Bakır rengi sırım bedenlere yağıyor toz… Çatlak, kanayan ayakların bileklerine inmiş yırtık pantolonlar… (akbabaların  balık kafaları için kapıştığı yer) …Orman göletlerinde saldırgan balıklar kara suda yüzen meniye kapıyor, tatarcıklar bakır kıçları dişliyor, uluyan maymunlar ağaçlarda rüzgar (dalların parlak renkli yılanlarıyla koca ağaçların yüzdüğü ve kıyılarında mahzun lemurların dalgın baktığı büyük kahverengi göllerin ülkesi); kırmızı bir uçak göğün mavisine desenler çiziyor, bir çıngıraklı yılan saldırıyor, bir kobra gerileyerek dikiliyor, kabarıyor, beyaz zehrini tükürüyor, gliserin kadar temiz gökten ağır ağır yağıyor inci ve opal kokain…

Theme by Blogmilk   Coded by Brandi Bernoskie