2012’ye girmek üzereyken 2011’e nasıl girdiğimi hatırlayarak çılgınca yağan yağmurun sesini dinliyordum.
Meğer hepimiz bir karanlık mağaranın içinde durup, ışıkların ve yakın ilişkilerin dip dibe yaşandığı ışıltılı geceye bakıyormuşuz. Hiç konuşmasam da bakarak, göz göze geldiğimizde birbirimizi anlayarak, tebessümlerle kucaklaştığımız kalabalığın dışına çıkınca, koskoca bir boşluğu kucakladım,
sanki Taklamakan Çölü’nde sahne alan Lady Gaga gibi yerlerde sürünüp, Poker Face inletirken kıçımı biteviye sallmak istiyordum ama kılımı kıpırdatmadım.
Tüm bu anlamsız eylemlerin kısalığı, görmeyip, içmeyip, yeni yıl gecesine karışmayıp, dışarıya akamamaların sonu, med cezirle gelen küçük yengeçlerin kumda bıraktıkları ayak izleri gibi…
Yanına çağırınca ona yetişebilmek için çok hızlı giden bir arabam olsun isterdim. O kadar yavaşım ki, en az üç yeni yıl sonra buluşuruz şimdi evden çıksam.
Browse Timeline
- Next: » No pencil bakışı
- Previous: « Bir erkeğin kıçını toplamaktansa bir pompalıyı ağzıma sokup, tetiği çekerim daha iyi.



